Haberler


“İletişim, kişinin önemsendiğini hissettiği an başlar”
  • Yorumlar: 0
  • 12 May 2011 00:00
  • Haber kategori: Çayyolu
  • Ekleyen:
  • Ziyaretler: 1155
  • Son Güncelleme: -/-
  • (Güncel Beğeni 0.0/5 Yıldızlar) Toplam Oylar: 0

“İletişim, kişinin önemsendiğini hissettiği an başlar”

0 0

 

İvme Dershanesi, Mehmet Kaplan Sosyal Bilimler Lisesi Konferans Salonunda önce öğrencilerle, daha sonra da velilerle bir araya gelip sınav öncesi yararlı bir görüşme yaptı. “İletişim, kişinin önemsendiğini hissettiği an başlar” diyen İvme Dersanelerinin kurucusu Abdullah Yüksel, yaptığı açış konuşmasında şunları söyledi;

ÇOCUKLARIMIZ

Bir ailenin en büyük değeri, gözünün bebeği evladı, evlatlarıdır. Her anne – baba bütün varlığını çocuklarına adar. Onlar için yapamayacağı yoktur. Onlara daha iyi bir yaşam sağlamak için çalışır, didinir. Türkiye’de iyi bir yaşamın olmazsa olmazı çocuğun iyi bir eğitim almasından geçer. Hepimiz iyi niyetle yola çıktık, çocuklarımız adına bir şeyler yapmaya çalıştık. Ancak, ne yazık ki hepimiz bir yerlerde yanlış yaptık. Nereden mi biliyorum? Öğrencilerimizin şu andaki yaşadığı travmadan, umutsuzluktan, hedefsizlikten, ıssızlıklarından, korkularından, kin ve nefretlerinden. Dünyaya, çevreye doğaya haykırışlarındaki körlüklerinden biliyorum.

 

Anneler – Babalar- Öğretmenler – ÖSYM- Mili Eğitim – Yetkililer – Önderler – Liderler,

 

Suçluyuz… Suçlu…

 

Bunun cezasını hepimiz çekiyoruz. Toplum olarak cezanın en çoğunu da geleceğimiz olan çocuklarımız çekiyor ve çekecekler.

 

Ne midir suçumuz? Söyleyeceğim acele etmeyin, sabırsızlanmayın.

Şimdi size, hepinize soruyorum?

 

  • Çocuklarımıza sevginin gücünü, mutluluğun hazzını öğretebildik mi?
  • Çocuklarımıza doğanın dilini, doğadaki börtü – böceği, gülü, gülü koruyanın dikeni olduğunu öğretebildik mi?
  • Çocuklarımızın iletişim dilini yaratıcılığın – özgürlüğün hazzını almalarına izin verdik mi?
  • Çocuklarımızın seçmeli sorulardan oluşan sınavlarla, en yakın arkadaşını dahi ne pahasına olursa olsun geçmesi için çaba sarf etmedik mi?
  • Çocuklarımıza adaletin terazisinin dengesini öğretebildik mi?
  • Çocuklarımıza yokluk bilinci verebildik mi?

 

Tarihimizi, Kurtuluş Savaşı’mızı, Çanakkale’yi Gelibolu’yu, Conk Bayırını, Sakarya’yı, Dumlupınar’ı hikâye tadında anlatabildik mi?

 

Neden yapmadık bunları?

 

 

Birinci neden:

- Neo – liberalizm, tüketim ekonomisi, kan ve barut kokusu en çok bizim coğrafyamızı etkiledi. Ve biz şaşkına döndük. 

 

 

İkinci neden:

  • Bizlerin (anne babaların) değişmeyen kuralları ile çocuklarımızın değişen kuralları birbirinden çok farklıdır.
  • Bundan 30 yıl önce anne baba ile gençler arasındaki sosyal fark %10, en fazla %20 idi. Şimdi bu fark %80 oldu.
  • Çocuğumuz mutlu olsun diye;
  • Kurtarıcı ana baba olmaya, çalışmadık mı?
  • Çocuklarımıza bol bol ödül vermedik mi? Yerli yersiz onları övmedik mi?  Övgünün sınırlarını ayarlayabildik mi?
  • Ergenliğin her şeye “ hayır” deme dönemi olduğunun farkına varabildik mi?
  • Çocuklarımıza acıkmışsındır yemek ye, üşürsün üstüne bir şey giy, diyerek çocuğun midesi ve vücudu yerine kararlar vermiyor muyuz?
  • Hep “ Çalış, çalış” “ hadi çalış” diye emir kipi kullanmadık mı?

 

 

Çocuğun yapacağı şeyi ertelemesine sebep olmadık mı?

Tüketerek tükenmedik mi?

 

 

Şimdi ne bekliyoruz bunlardan, ne ekersek onu biçeriz. Daha da biçeceğiz. Ancak umut var mı, diye sorarsanız hiçbir şey için geç değil; umutsuzluk insanı öldürür. Umudun bittiği yerde yaşam biter, umudumuzu diri tutmalıyız.   

OLUMLUYA ODAKLANIN

·        Olumsuzluk ekini kullanmayın.

·        Çocuğunuzla paralel konuşun.

·        Aynı şeyi sürekli tekrarlamayın.

·        Israr etmeyin

·        OLUMLUYA ODAKLANMAK için birden çok olgu var.

·        Sağlıklı çocuklarınız var.

·        Akşamüzeri çocuklarınız eve geliyor.

·        İstediklerini alabileceğiniz gücü var çoğunuzun.

·        Çevrenizde az da olsa dostlarınız var, akrabalarınız var.

·        Baharın güzelliğini hissedecek ruhunuz var.

 

 

BİR HİKAYE

Güzel bir bahar günü köprü üzerinde bir dilenci önünde körüm bana yardım edin yazılı bir yazı ve elinde boş para kabı ile durmaktadır. Tüm gelip geçenler bakar, ama hiçbiri para vermeden geçer. Sonra oradan geçen biri “körüm” yazılı kartonun arkasına “Böyle güzel bir günde ben etrafı göremiyorum.” yazıp bırakıp gidiyor. Bu yazıyı okuyan herkes para kutusuna para atıp geçiyor. Böyle güzel bir bahar gününde bizi dinlediğiniz için sizlere teşekkür ediyorum.

Paylaş
  • Twitter
  • del.icio.us
  • Digg
  • Facebook
  • Technorati
  • Reddit
  • Yahoo Buzz
  • StumbleUpon

Hiç yorum yok...

Bilgi! Maalesef sadece kayıtlı ve giriş yapmış kullanıcılar yorum gönderebilir. Giriş yapın veya Kayıt olun.