Haberler


Direniş ODTÜ’nün Soyadıdır!
  • Yorumlar: 0
  • 25 Aralık 2012 00:00
  • Haber kategori: Çayyolu
  • Ekleyen:
  • Ziyaretler: 1246
  • Son Güncelleme: -/-
  • (Güncel Beğeni 0.0/5 Yıldızlar) Toplam Oylar: 0

Direniş ODTÜ’nün Soyadıdır!

0 0

Bütün toplumsal reflekslerin dibe vurduğu, sendikaların, toplum örgütlerinin sindiği, öğrencilerin umursamazlaştığı bir dönemde gençler Türkiye’nin son 2 ayına damga vurdu. Birinde TGB’li gençler aldı sazı ellerine, bütün tehditlere, baskılara karşın 29 Ekim’de yüz binleri indirdi Ankara caddelerine.

 

En ufak eleştiriye karşı koro halinde saldırıya geçen iktidar ve yandaşları biraz gevşemişti ki, ikinci tokat ODTÜ yerleşkesinden geldi. Geleceklerini ortaya koyarak haykıran öğrenciler, koca ülkeyi uyandırdı.

 

Bir haftadır tüm gözleri üzerine çeken ODTÜ, 1969’dan itibaren Türkiye ile birlikte nefes aldı, erken uyarı sistemi gibi var oldu.

 

Aslında Türkiye Kore’ye asker gönderip NATO’ya girdikten sonra ABD’nin ekonomik desteğiyle kurulmuştu ODTÜ. Mimarisinin namlusu kuzeye, yani Sovyetler Birliği’ne çevrilmiş bir silaha benzetildiği rivayet edilir. Planlara göre, anti-komünist bir üniversite olacaktır ama o planlar “elde patlar.” Emperyalizme mücadelenin simgesi haline gelir.

 

Burası Vietnam değil, ODTÜ!

 

ODTÜ’yü tarihe geçiren ilk olay ABD Büyükelçisi Robert Commer’in aracının yakılmasıdır. Vietnam’da CIA adına görev yaptıktan sonra Ankara’ya atanan Commer, 1969 başında ODTÜ’ye gelir. O, dönemin rektörü Kemal Kurdaş ile yemek yerken, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil’in atkısına benzini döker, 06 DC 001 plakalı zırhlı aracın benzin deposuna sarkıtır ve kibriti ateşler... Ertesi gün Dışişleri Bakanlığı’na giden Commer, tazminat talebini içeren muhtırayı iletir.

 

Aradan 3 ay sonra Cemgil ve arkadaşları bir kez daha sahneye çıkar, üniversiteyi işgal eder ve rektörüğe “Bu Amerikan üssü ele geçirilmiştir” yazılı pankartı asar. Geçen hafta olduğu gibi binlerce polis ve jandarma üniversiteyi basınca bu kez öğrenciler “Suçlu aranıyorsa hepimiz suçluyuz” diye imza toplarlar. Gözaltına alınan 114 gençten 16’sı tutuklanır. Commer, ülkesine dönerken, rektör Kurdaş istifa etmek zorunda kalır.

 

ODTÜ’lü takmıştır bir kere ABD’ye...

 

10 Şubat 1969’da 6. Filo’nun gelişini protesto etmek için Zafer Meydanı’nda toplanır. ODTÜ Öğrenci Birliği’nin siyah kurdelalı çelengi hazırdır: “Atam, bize emanet ettiğin Türkiye’de 6. Filo’ya yer yoktur.” Gençler çelengi koyduktan hemen sonra polis tarafından sürüklene sürüklene gözaltına alınır.

 

Deniz Gezmiş ve arkadaşları 1971’de iki büyük eyleme daha imza atar. Bunlardan biri, bir bankanın Emek şubesinin soyulmasıdır. Soygunu Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan’ın yaptığı ortaya çıkınca 21 Ocak 1971’de ODTÜ süresiz olarak kapatılır.

 

Bir ay sonra Maden Fakültesi önündeki Kennedy anıtı bir akşam bombayla havaya uçurulur. Aynı yıl ABD’nin Gölbaşı üssünde görevli dört eri kaçırılır. İki olayın ardından 5 Mart gece yarısı ODTÜ yurtlarına yönelik asker ve polis harekatı başlar. Yaklaşık 4 bin asker yerleşkeyi basar. Yurtlarına asker girmesini istemeyen öğrenciler ayaklanır bu kez. Öğrenciler “Devrim” stadyumuna doldurulup sorgulanır, 2 bine yakın öğrenci gözaltına alınır, bir öğrenci de yaşamını yitirir. Gazete manşetlerinin dediği gibi “ODTÜ savaş meydanına dönmüştür.” Öyle bir çatışmadır ki, üniversite binalarındaki kurşun delikleri bugün hâlâ izini korur.

 

Komünist yuvası’ temizlenemez...

 

Bu olayın ardından 12 Mart darbesi gelir. Toplumun her kesimini susturur, ama yine ODTÜ’yü susturamaz. “Komünist Yuvası”nı temizlemek üzere gelen yeni rektör Hasan Tan, üniversitedeki sendikalı işçileri kovup, yerlerine ülkücü militanları doldurur. Artık devrimci geleneği tamamen karşısına almıştır. Haziran 1977’de bir öğrencinin okul girişinde jandarma tarafından öldürülmesinin ardından o da istifa edip yurtdışına gider.

 

1987’de ulaşım hakkı için ayağa kalkan ODTÜ’lüler ücretsiz semt servislerinin kaldırılıp yerine iki bilet atılan belediye otobüslerinin konulmasına isyan eder. ODTÜ’nün girişinde Eskişehir yolu kapatılınca bilet sayısı teke düşer.

 

Öğrenciler 1995’te eski Sovyetler Birliği Lideri Gorbaçov’u karşılar. Gorbaçov apar topar kaçırılır, kimi zaman Mc Donalds’a karşı, kimi zaman kantin zamlarına karşı sürdürür tepkisini ODTÜ’lü. 2009’da jandarmanın boşalttığı karakol binasına el koyar, aynı dönemde ulaşım zammını protesto ederken Melih Gökçek’i hedef alır: “Gökçek elini cebimizden çek.” Yaşamını restleşmelere adayan Gökçek, otobüsleri çeker ODTÜ’den ama, yutmaz ODTÜ’lü.

 

Başbakan Erdoğan’ın geçen hafta 3 bin polisle yaptığı ODTÜ çıkarması ODTÜ’nün direniş arşivinin bir sayfası, aynı zamanda anlayana bir erken uyarıdır...

 

“ODTÜ” ve “direnişi” tarihe ilmek ilmek işleyen öğrencilere selam olsun!

 

FIRAT KOZOK

Cumhuriyet

Paylaş
  • Twitter
  • del.icio.us
  • Digg
  • Facebook
  • Technorati
  • Reddit
  • Yahoo Buzz
  • StumbleUpon

Hiç yorum yok...

Bilgi! Maalesef sadece kayıtlı ve giriş yapmış kullanıcılar yorum gönderebilir. Giriş yapın veya Kayıt olun.