Haberler


Çayyolu Tiyatrosu ve Kanlı Nigar…
  • Yorumlar: 0
  • 01 Şubat 2008 00:10
  • Haber kategori: Çayyolu
  • Ekleyen:
  • Ziyaretler: 1642
  • Son Güncelleme: -/-
  • (Güncel Beğeni 0.0/5 Yıldızlar) Toplam Oylar: 0

Çayyolu Tiyatrosu ve Kanlı Nigar…

0 0

Çayyolu Tiyatrosu’na adım attığınızda işte Ankara’ya yaraşan bir kültür merkezi diyorsunuz. Çayyolu Tiyatrosu oyun seçimleri, izleyici kitlesiyle de göz dolduruyor doğrusu. Trajediden komediye, danstan müziğe, anma günlerine birçok sanatsal etkinliğin sergilendiği bu çağdaş mekânın hakkını Ankaralılar da veriyor doğrusu. Bayramın birinci günü bile salon dopdoluydu.

Yaklaşık yirmi yıl önce izlediğim bu “müzikli güldürü” için her kuşağa hitap ediyor diyebiliriz. Oyun, Osmanlı dönemi İstanbul’unu, masum küçük kızı intikam yemini etmiş Kanlı Nigar’a dönüştüren çarkı odağına alıyor, yoksulluğun renginin her çağda aynı olduğunu sergiliyor.

Oyunun yazarı Sadık Şendil’i daha yedi yaşındayken büyüleyen geleneksel Kanlı Nigar, İsmail Dümbüllü’nün deyişiyle; “Kanlı Nigar bizim zamanımızda bir iki taklit ve bir tekerlemeden ibaretti. Siz bu oyunu hem dram, hem de komedi haline sokmuşsunuz, aşk olsun.” özetleniveriyor. Benim yaklaşık yirmi yıl önce izlediğim oyun, Kâzım Aksar’ın yönetiminde daha da güncelleştirilmiş. “Bende Parkinson var.” diyen her tarafı titreyen anlatıcı, küresel ısınmadan, morgıç yasasına hatta yıkmak için uğraşılan tiyatro sahnelerimize kadar gönderme yaparak güncelleştirmede en önemli etken oluyor. Anlatıcı (Ünsal Coşar), salona belli bir izleyiciyi hedef alarak soru yöneltiyor. Elindeki sopayı sanal mikrofon olarak kullanarak herkesi oyuna katmakla yetinmiyor, hatta izleyicileri koronun bir üyesi yapıveriyor. “Gidelim Göksu’ya” diye bir ağızdan dökülen nağmeler salonu ve izleyicileri sarmalayıveriyor.

2003 Mayısında Kıbrıs Salamis Antik Tiyatrosu’nda sahnelenen Getto, tiyatroseverleri büyülemişti. Neredeyse hepimiz Getto’dan biri oluvermiştik. Bunda en büyük pay, anlatıcı Ünsal Coşar’ındı. Yıldızların altında bir kuyruklu yıldızdı. Anlatıcının oyunun omurgası olduğuna, enerjisini izleyicilere geçirmenin ustası olduğuna o zaman da tanık olmuştuk.

Kanlı Nigar’da, Acem, Laz ve Nigar tiplemelerinin de belleklere kazındığını söyleyebilirim. Çünkü oyun bitiminde kimi çocuklar replikleri öyle canlandırıyorlardı ki, sanatın büyüsüne bir kez daha dokundum diyebilirim. Tiyatronun ortaklaşa kotarılan bir sanatı gerektirdiğini Kanlı Nigar’ın kanlı bitmediğini söylemeliyim.

Küreselleşen dünyada yalnızlaşan insanlar, yalnızlığı kırmak için haydi tiyatroya!
 

Dr. Tayyibe UÇ

Paylaş
  • Twitter
  • del.icio.us
  • Digg
  • Facebook
  • Technorati
  • Reddit
  • Yahoo Buzz
  • StumbleUpon

Hiç yorum yok...

Bilgi! Maalesef sadece kayıtlı ve giriş yapmış kullanıcılar yorum gönderebilir. Giriş yapın veya Kayıt olun.