Çayyolu
da gelecekte Bahçelievler mi olacak
ÇAYYOLU semti yoğun yapılaşmadan kaçan,
yeşil alanları bol bir bölgede yaşamak
isteyen, kişilerin tercihidir
genellikle.
Bu semtte çoğunlukla yüksek katlı
olmayan, düşük yoğunluklu yapılaşma
hakimdir. Başka bir deyişle, ya daha çok
bahçe içinde müstakil evler
bulunmaktadır, ya da çok geniş yeşil
alanlar bırakılarak parklara, çocuk
bahçelerine yer verilmiş olan çok katlı
ama düşük yoğunluklu yapılara yer
verilmiştir.
Bu semt, şehirlerimizin çoğunda şimdi
sadece geçmişte kalan, çocukluğumuzdan
bildiğimiz 'sokakta oynama', 'hiç eve
girmeme' kavramlarının yaşamasına
yardımcı olmaktadır.
Kent merkezinde yaşayan çocukların
aksine, buradaki çocuklar bu bakımdan
bir ayrıcalığın keyfini çıkarmaktalar.
Ancak, Türkiye'nin genelini sarmış olan
"yoğun yapılaşma hastalığı", bu semti de
etkisi altına almaya başlamıştır.
Müstakil evlerin gözle görülen bir hızla
işyerlerine dönüştüğü gözlenmektedir. Bu
dönüşüm yalnızca ana cadde üzerindeki
yapılarda değil, ara sokaklardaki sakin
'ev' lerde de görülmektedir. Çoğu konut
dershane, pastane, kafe ve satış
mağazasına dönüştürülmektedir.
Konut alanlarının nasıl olup da ticaret
alanına dönüştürüldüğü ve nasıl ruhsat
verildiği bir yana, sakin bir hayat
hedefleyerek bu tip konutları tercih
etmiş olan kişilerin neden bu
konutlarından vazgeçtikleri de sosyal
bir sorun olarak irdelenmelidir.
Peki bu bahçe içinde müstakil evlerde
yaşamak amacıyla bu semte taşınan semt
sakinleri nereye gitmektedir? Bu sorunun
cevabı şaşırtıcı, hatta sarsıcı
nitelikte:
Bu kişiler yeniden apartmanlara
taşınmaktadır. Evet, yeni inşa edilen ve
bırakın düşük yoğunluklu, geniş yeşil
alanlara sahip apatrmanları, ancak şehir
içindeki bir apartmanın sahip olduğu
büyüklükte bir 'bahçe'ye ve neredeyse
aynı çekme mesafelerine sahip çok katlı
konutlara.
Görünen o ki, artık bu semte yeni
taşınanlar da bahçe içinde müstakil
evler yerine bu çok katlı yapılarda
oturmayı tercih etmekteler. Ümitköy-Çayyolu
semti, kuruluştaki planlama
hedeflerinden sapma eğilimi
göstermektedir.
İşin en şaşırtıcı tarafı ise, semt
sakinleri dahil hemen herkesin bu
gelişmeyi 'normal' karşılamasıdır.
Sonuçta Bahçelievler semti de bir
zamanlar bahçe içinde müstakil evlerin
bulunduğu sakin bir semt iken, şu anda
çok katlı ve rantı yüksek binaları
barındırmaktadır. Bu da herkese çok
olağan gelmektedir.
Eskisi kadar güvenli değiller
Çayyolu semtinde yeni inşa edilen çok
katlı yapılar, önceden bu şekilde ve
düşük yoğunluklu olarak planlananlar
hariç, hem semtin fiziksel görünümünü
bozmakta, ölçek uyumsuzluğu nedeniyle
rahatsızlık yaratmakta, hem de olası
diğer olumsuzlukları da beraberinde
getirmektedir:
Düşük yoğunluğa göre planlanmış
sokakların, caddelerin, otopark
alanlarının yetersiz kalması; artan
nüfusla birlikte, çoğu ailenin çocukları
için güvenli kabul ettiği park, bahçe ve
sokakların çeşitli nedenlerle artık o
kadar da güvenli olmaması, ortaya çıkan
sorunlardan bazılarıdır.
Bu şekilde inşa edilen yapıların
çevresinde, yoğunluklarına uygun yeşil
alan ya da otopark alanına yer
verilmemektedir. Ayrıca olumsuzluklar,
hem trafik hem de sosyal yaşamın her
alanında kendini göstermeye başlamıştır.
Konutların yer aldığı ara sokaklarda
dahi sürücüler çok hızlı araba
kullanmaktadır. Bu da "sakin mahalle"
kavramını bozmakta, dışarıda oynayan
çocuklar için tehlike oluşturmaktadır.
Rahatsız eden ölçek uyumsuzluğu
Çayyolu'nda hızlı rant artışı nedeniyle
konut fiyatları yükselmiş, müstakil
konutlara olan talebin işyerleri
tarafından artırılması ile bu yapılar
konut olmaktan çıkmaya başlamıştır. Bu
gerçeğin ürkütücü bir sonucu ise,
zamanla müstakil yapıların yıkılarak
imar planı değişikliği ile çok katlı
yapılara dönüşmesi olacaktır.
Şimdiden, eskiden yapılmış müstakil
evler yıkılıp yerine yenileri inşa
edilmektedir. Yıkılanların yerine inşa
edilen yapılara 'müstakil ev' demek çok
zordur. Zira teorik olarak müstakil
olsalar da kent merkezindeki
apartmanlara özgü çekme mesafelerine
uyulmakta, bahçe adına bir dış mekan
kalmamakta ve kat sayısı bir ya da iki
artmaktadır. Bu da rahatsız edici bir
ölçek uyumsuzluğuna yol açmaktadır.
Tabii ki bu yapıların çoğu işyerlerine
satılmakta ya da kiraya verilmektedir.
Çayyolu'nun geleceği Bahçelievler semti
gibi, "Burada bir zamanlar bahçe içinde
evler vardı" diyeceğimiz bir yola
gitmektedir.
Bu durumda huzurlu, sessiz, doğaya yakın
bir yaşam arayan vatandaşlar nereye
taşınmak zorunda kalacaklar?
Ankara'da ya da Türkiye genelinde bu
şekilde planlanan ve sonradan çehre
değiştirmeyen bir semt olabilecek mi?
Şebnem
Sözer/ÇAYYOLU
Hürriyet/ankara.sendeyolla.com