Eskişehir
Yolu’nun inşaatı bitmiyor...
Ortaokula başladığımda okula gittiğim
ilçe beni en çok şaşırtan şeylerden biri
her yıl kaldırımların yenilenmesi
olmuştu. Bunun bir tür para yedirme yolu
olduğunu çok sonra kavrayacaktım. Benzer
bir durumu Ankara'da görüyorum. 7 yıldır
buradayım, Eskişehir yolunun inşaatının
bittiğini görmedim. Bir taraftan
yapılırken bir taraftan yıkılıyor. Hatta
Uludağ Kepabçısının arkasına yeni
dökülen asfaltın kalıplar halinde
sökülüp yeniden döküldüğünü gördüm. Yeni
döşenen asfaltın iki gün sonra
dilimlenmiş baklavaya benzediğine de
şahit oldum. Seçim dönemi yaklaşıyor ya
şimdi yeniden asfaltlama çalışmaları
başladı sağda solda.
Galeria'nın arkasında Makiş Başak
sitesine giderken küçük bir ormanlık
var. Oranın kaldırımı yeni idi, şimdi
söktüler, yeniden yapılıyor. Niye
söktüklerini sordum, çalışan, "Andezit
taşı döşeyeceklermiş" dedi şaşkınlıkla.
İyi de bunu daha önce niye
düşünmemişler?
Ümitköy sapağına yapılan üst geçidin
merdivenlerinden bazıları bu kadar kısa
bir sürede bozulmuş, geçmek neredeyse
imkansız. Gazetemizde bunlarla
ilgilenebilirseniz çok iyi olur. Merak
ettiğim şey şu: Acaba ihaleyi verenler,
kendi evlerindeki merdiven yapılışından
bir yıl sonra çökse, aynı adama tekrar
iş yaptırırlar mı?
Bu konuyu gazetede gündeme getirebilir
misiniz?
Selam ve saygılarımla
Prof. Dr. Nurettin Demir
Mutluköy
Sitesinde oturmaktayım. Büyükşehir Ekim
2007, 3. Caddede kanalizasyon
çalışmaları yaptı ve kazdıkları yolu
“gece yarısı operasyonu” ile havanın
soğuk olduğuna bakmadan yamalı asfalt
yaptılar. 15 gün sonra tüm yol boyunca
çökmeler başladı.
Geçen ay Site etrafındaki kaldırım
taşları Büyükşehir tarafından
değiştirildi. Ne yapılan işçilik, ne
teknik uygulama kabul edilebilir düzeyde
değil. Bir de kaldırımda bazı yerleri
boş bıraktılar, ki oralara aydınlatma
direkleri dikilecekmiş. Bir yazı yazdım,
hem kötü işçilik hem de Site etrafında
yeteri kadar aydınlatmanın mevcut
olduğunu bildirdim. Eğer direk
dikilecekse bunun sadece para harcamak
ve israf olduğunu belirttim. Şu anda
kaldırım taşları yavaşça oynamaya
başladı bile.
Geçen hafta ilk kısımda yazdığım bozuk
ve çökmüş yolu yapmak için Çankaya
Belediyesi ekipleri geldi. Kendi
sorumlulukları olmamasına rağmen yolu
tamir edeceklerini söylediler. Bir de
Büyükşehir bizim çalışmamızı görünce
malzemelerimizi, ikaz yazılarımızı
ortadan kaldırır diye ilave ettiler. İlk
gün yolun bir kısmı yapıldı. İkinci gün,
inanmayacaksınız belki, Büyükşehir
Çankaya’ nın sıyırdığı yolu da
sahiplenerek yolun kendileri tarafından
yapıldığını yazdı. Dün gece saat 24:00
de yine “gece yarısı operasyonu” başladı
ve sabah 05:00 e kadar ağır iş
makineleri çalıştı. Bugün yine 24:00 de
çalışma başladı.
Gündüz neden iş yapılmaz, gece bu
ekiplerin gürültü yapmaları hangi
yetkiye dayanır, gece yapılan işi kim
kontrol eder?
Bunun gibi yüzlerce soru çıkartılabilir.
Ancak işin özü, Büyükşehirin vatandaşa,
halka ters düştüğüdür. Zaten hafriyat ve
su satışı dışında hiçbir icraatı
yapamayan bir yönetim nasıl ve kime
hesap verecektir? Biraz izan yok mu?
Tabi bizlere de bir eleştiri yapmak
gerekli. Bu tip oynak icraatlarda
evimizden kafamızı çıkartmalı ve
birlikte protesto etmeliyiz. Bakın
Kızılırmak suyunu 21 gün habersiz
karıştırarak halka içiren ve buna devam
eden bir yönetim için ne tür bir şikayet
yaptık? Nasıl bir bilinçlendirme veya
duyurma çalışması yaptık? Eğer bu
suskunluk devam ederse gelecek yerel
seçimlerinde de sadece kızarak otururuz.
Biraz konforumuzdan vazgeçerek dayanışma
gerekmiyor mu?
Sevgiler,