Haberler


“YENİ TOPLUMCU BELEDİYECİLİK” HİZMETİN ÖTESİ'Nİ KONUŞTU
  • Yorumlar: 0
  • 24 Aralık 2012 00:00
  • Haber kategori: Çayyolu
  • Ekleyen:
  • Ziyaretler: 1352
  • Son Güncelleme: -/-
  • (Güncel Beğeni 0.0/5 Yıldızlar) Toplam Oylar: 0

“YENİ TOPLUMCU BELEDİYECİLİK” HİZMETİN ÖTESİ'Nİ KONUŞTU

0 0

Ankara  Dedeman Otel’de gerçekleşen panele, İç Anadolu Belediyeler Birliği üye belediyeleri, CHP PM Üyeleri, CHP Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı, TBMM İdari Amiri ve CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin gibi çok sayıda önemli isim katıldı. Katılımı beklenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, sanatçı Kamil Sönmez’in İstanbul’daki cenaze töreninde bulunmasından dolayı panele gönderdiği başarı dilekleri mesajı okundu. Panelin moderatörlüğünü ise CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın yaptı.

Yerel yönetimlerin tarihi gelişiminin ve yerel yönetim modellerinin masaya yatırıldığı panelin açılış konuşmasını yapan Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, 1970’lerde başlayan ve 1973’de somutlaşan toplumcu belediyecilik uygulamalarını, iyi bir şehirleşme ve iyi bir belediyecilik programı üzerine kurgulayarak bugünün koşullarında uygulamaya yönelik çalışma içerisinde olduklarını vurguladı.Bülent Tanık, kentlerin 2. Dünya Savaşı’ndan sonra hızla göç aldığını ve bunun yetersiz kent yapısından dolayı özellikle ulaşım, konut ve alt yapı gibi temel sorunlara yol açtığını ifade etti.

Tanık, 1970’lerin belediyecilik anlayışının, sol bakış açısıyla, sol dayanışma ve toplumsal katılımla üretkenliği sağlayarak kamusal hizmetlerin kamu örgütleri eliyle götürülmesini esas alan temel üzerine şekillendiğini kaydetti.

 

UYGAR YURTTAŞ YERİNE EDİLGEN KUL YARATMAK…

Sosyal demokrat düşünceye haiz bir belediye olarak köklü, sistematik ve doğru dürüst işler yapmaya çalıştıklarını ancak bunları, harcıalem işler olmadığı için kamuoyuna anlatmakta zorluk yaşadıklarını ve bu işlerin algılanmasını sağlamak zorunda olduklarını belirten Tanık, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yaşattığı sorunlara da değindi.

Toplumun bilerek ya da bilmeyerek son 30-40 yıldır ciddi ölçüde piyasa değerleri ve öykünmeleriyle deforme edildiğinin ve değer deformasyonu olgusunun yaratıldığının altını çizen Tanık, geleceğine sahip çıkmayan, özveride bulunmayan, cesaret ve kararlılıkla mücadele tavrı sergilemeyen halkın süreç ilerledikçe uygar yurttaş sıfatından uzaklaştırılacağını kaydetti. “Ben yaptım oldu” anlayışının, kamuoyunu hiçe saydığını, hiç bir kararın halkla sunulup müzakere edilmediğini, halkın kendi konularına ilgisizleştirdiğini söyleyen Tanık, Ankara'da bu çabaların diğer ilçeler üzerinde engellemeler yapan, onların hizmet değil polemik üreten bir biçimde algılanmasını çabalayan bir anlayış ile somutlaştığını sözlerine ekledi. Tanık, kimlikli uygar bir toplum yaratmak yerine kendisine hizmet edilmesini esas gören edilgen kul yaratma çabasını ise 'karanlık bir gelecek' olarak niteledi.

 

“BELEDİYE TOPLUMSAL BİR ÖRGÜTLENMEDİR”

Küresel buhran dönemlerinin şehirleşmede gerilemelere neden olduğunu ifade eden Bülent Tanık, Ankara’nın bozkırın ortasında çevre köylerden göç alan ve böylece tarımı yok edilerek başka ülkelerden beslenir hale getirilen, turizmi ve ticareti kırılganlıktan kurtarılamayan, üretici servislerinin gelişimi yerine tüketici servisler ile kontrolsüz bir büyüme yaşayan bir kent haline getirildiğini, olası bir buhran döneminde bu yapının yeterli direnci gösteremeyeceğini belirtti.

Cumhuriyet Halk Partisi’ne yakışır bir belediyecilik sürdürmeye çalıştıklarının altını çizen Tanık, “Karar alırken de uygularken de halkla birlikte hareket etme çabası gösteriyoruz. Belediyeler toplumsal örgütlenmedir. Birlikte üreterek hizmet yapmak, doğru hizmeti doğru yerlere ulaştırmak demektir. Demokrasi ve yerinden yönetim bu demektir. Biz işlevi eksiltilen belediyelere dönüştürülmekle karşı karşıyayız. Buna karşı halkımızın hakkını araması elini taşın altına koyması yapılan hizmete sahip çıkarak gerektiğinde kazma kürekle işe koyulması gerekir. ‘Ben vergimi veriyorum, hizmetimi isterim, hizmet getireceksin’ rahatlığına sahip olmadığımız bir sistem içerisindeyiz. O nedenle örgütleşmek ve birlikte üretmek zorundayız.” şeklinde konuştu.

 

DEMOKRASİYİ İÇSELLEŞTİRMELİYİZ…

“Geçmişi ve Geleceği ile Sosyal Demokrat Belediyecilik” konusunu ele alan Prof. Dr. İlhan Tekeli, 1970’li yıllardaki ‘Sosyal Demokrat’ belediyeciliğin, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki belediyecilik temeli üzerine oturtularak şekillendiğini, Ankara’ nın da bu yaklaşımın en önemli halkası olarak görüldüğünü ve başarılı olup olmamasının temelinde rejim sorunu algılandığını belirterek “Demokrasiyi içselleştiremediğimiz ve yerele indiremediğimiz sürece demokrasiyi uygulayamayız.” dedi.

Tekeli, mevcut yönetimin ‘askeri vesayete karşıyız’ demesinin vesayet kavramını, yerel yönetimde‘emrivaki’ ye  dönüştürerek yüklediği anlamdan daha kötü bir hale getirdiğini ve bu anlayışın modernist yönetime tezat bir durum olduğunu kaydetti. Tekeli ayrıca “Çağdaş iktidarlar, iktidar olduğunu hissettirmeden yapacaklarını yapan, toplumla müzakere eden iktidarlardır. Toplumcu belediyeler, kontrolsüz, halkla müzakare edilmeyen ve her kararı ben yaptım oldu diyerek halka dayatan bir hizmet yarışı yerine, yaşam kalitesine yönelik kapsamlı müdahaleler içeren, her yerellikte müzakere süreçleri ile karar üreten, demokratik ve özgürlükçü yaşam ve karar süreçleri geliştiren, insan olma onuruna yakışan 'Hizmetten Öte' yaklaşımları geliştirmelidir dedi. Konuşmasında yerel yönetimlerin güçlerinin belli ölçülerde olduğunu vurgulayan Tekeli, “TOKİ İdaresi tarafından  Bursa’nın canına okunması yerelden değil ancak merkezi yönetim tarafından yapılabilecek bir güçle gerçekleşebilirdi öyle de oldu. Bu kararların yerelliklerde üretilmesi gerekir, merkezden dayatılması demokratik değildir.” dedi.

 

GEREKİRSE KAZMA KÜREKLE ÇALIŞIRIZ…

“Toplumcu Belediyeciliği Yeniden Kurmak” panelinin oturum başkanlığını yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın ise, siyasi vesayetin belediyeler arasında adaletsiz bir tavır içinde olduğunu belirterek, Ulaştırma Bakanlığı’nın, Ankara metrosuna para aktarıp, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin metro yaptığı ve üstelik her istasyon bitirildiğinde hizmete açtığı halde aynı kaynağı İzmir için sağlamadığını kaydetti.

Günaydın, hükümete, “Sen beş kuruş vermesen de CHP belediyeleri kendisine verilenle ve kaynak yaratarak, gerekirse de kazma küreğini eline çalışacaktır.” şeklinde seslendi.Gökhan Günaydın, belediyelerinin tüm çalışmalarını güler yüzü, samimiyeti, azmi ve çalışan insanı esas alarak herkese umut verecek şekilde yürüteceklerinin altını çizdi.

 

BELEDİYELERİN TEK SAHİBİ HALKTIR

Cumhurbaşkanı tarafından 5 Aralık 2012 tarihinde onaylanan Büyükşehir Yasası’nın getirdiği sakıncalara değinen Günaydın, yeni yasayla iki belediyeden birinin kapanacağını ve bunu yerel yönetim mekanizmasına zarar veren bir durum oluşturduğunu sözlerine ekledi. Bir işe yaramıyor diye kapatılmak istenen her belediyenin aynı işi yapmak zorunda olmadığını belirten Gökhan Günaydın, Türkiye’nin de 1990 yılı ortalarında onayladığı Avrupa Yerel Özerklik Şartı’nın 5. Maddesini hatırlatarak, yerel demokrasinin yerel halkla sağlanacağını ve yapılacak değişikliklerin referandum sonucunda müzakere edilmesi gerektiğini kaydetti. Günaydın, AKP iktidarının, halkın beldesine sahip çıkacağını bildiği için yapılması gereken kamuoyu yoklamasına yanaşmadığını da ekleyerek “Belde Belediyelerinin tek sahibi halktır. Kapatılmaları yanlıştır” dedi.

 

YEREL YÖNETİMDE DAYANIŞMA RUHU…

Gazi Üniversitesi’nden Yrd. Doç Dr. Sonay Bayramoğlu Özuğurlu ise son bir yıldır yeni toplumcu belediyecilik üzerine bölgesel çalışmalar yaptıklarını belirterek, belediyecilik politikaları geliştirilirken, “Nasıl bir dünya istiyoruz?” sorusunun cevaplanması gerektiğini söyledi.

Özuğurlu, yerel yönetimde dayanışma ruhunun hakim olmasının önemli olduğuna değinerek, neo-liberal anlayışın saldırdığı toplumcu belediyecilik uygulamalarının aslında bir uygarlık temeli olduğunu söyledi. Özuğurlu, uygarlığın ise birlikte üretme ve dayanışma yoluyla korunabileceğini belirtti. Konuk panelist, dayanışmanın sadece belediye, halk ve belediye başkanı dayanışması üçgeninde değil, belediyelerin birbirleriyle ve birlikler yoluyla daha geniş bir çerçeveye ulaşan nitelikte olmasının gereğine değindi. Ayrıca, tüm hizmetlerin temelinin insan odaklı olması gerektiğinin önemine dikkat çekti.

 

DAİMA HALKIN YANINDA OLUNMALI…

Panele konuşmacı olarak katılan Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu da bölgesinde uyguladığı çalışmalardan söz ederek, toplumcu belediyeciliğin odağında insan olduğunu ve iyi günde kötü günde halkın yanında olduğunu hissettirmenin, samimi ve güvenli bir etki yarattığına değindi. Değiştirilmeye çalışılan yerel yönetim yapılarının içinde muhtarlığın önemli bir yere sahip olduğunu belirten Aksu,  Türkiye’deki en demokratik seçimin, en yerel olan muhtarlık seçimi olduğunu ifade etti.

 

AVANTAJLAR OYA DÖNÜŞEBİLİR

Araştırmalarını panele katılanlarla paylaşan A&G Araştırma Şirketi sahibi Adil Gür, toplumcu belediyeciliğin halk üzerindeki tesirini tespit çalışmalarında, halkın en çok beklediği davranışın, belediye başkanının kendilerine dokunması olduğunu söyledi. Adil Gür, halkın birinci önceliğinin yol ve kaldırım olduğunu, ancak halkla temasın da çok önemli olduğunu şu sözlerle ifade etti;“Ortalığı çöp kaplasa dahi belediye başkanı yanlarında olduğunda halk o başkanı başarılı buluyor. Ama ortalık  tertemiz olsun eksiksiz hizmet ver, halkın yanında yoksan başarılı değilsin demektir. O nedenle halka gidilmesi gerek, eldeki imkanlarla neler sunulabiliri anlatmak gerek. Bizim halkımız kadirşinastır. Doğru anlatılırsa bu davranış oya dönüştürülebilir. Algı yönetimi ile vatandaşın nabzı tutulabilir.”

Paylaş
  • Twitter
  • del.icio.us
  • Digg
  • Facebook
  • Technorati
  • Reddit
  • Yahoo Buzz
  • StumbleUpon

Hiç yorum yok...

Bilgi! Maalesef sadece kayıtlı ve giriş yapmış kullanıcılar yorum gönderebilir. Giriş yapın veya Kayıt olun.