Haberler


Özgürlüğe, cumhuriyete, demokrasiye ve halka adanmış bir ömür...
  • Yorumlar: 0
  • 07 Kasım 2006 02:05
  • Haber kategori: Çayyolu
  • Ekleyen:
  • Ziyaretler: 952
  • Son Güncelleme: -/-
  • (Güncel Beğeni 0.0/5 Yıldızlar) Toplam Oylar: 0

Özgürlüğe, cumhuriyete, demokrasiye ve halka adanmış bir ömür...

0 0

Siyasette, dürüstlük, nezaket, kararlılık, tevazu belki bunların hepsini özetleyen “doğrultu tutarlılığı” söz konusu olduğunda, Bülent Ecevit adı anılmaya hep devam edecek. Ama çok uzun yıllar önce yazdığı “Soru” adlı şiirine yanıtı insanlık hiçbir zaman veremeyecek:

     “kimbilir
     insanda son kalan gözler
     görür mü dünyayı uzaktan
     kimbilir
     küçülür mü dünya
     büyür mü uzaktan
     kimbilir
     küllenir mi dünya
     özlenir mi yoksa uzaktan”


Bülent Ecevit’i iyi anlamak, tanımak için elbette onun şiir dünyasına girmeye çalışmak şarttır. Ama siyasi kişiliğinden de söz etmemek önce ona sonra sol siyasete haksızlık olur.

Çankaya’da partiye kaydı, siyasete girişi sayılırsa tam 50 yıl, milletvekili olması başlangıç sayılırsa 45 yıl Türk siyasetinde, siyasette kaldı. Türkiye’nin ilk koalisyonunda (1961-1965 İsmet İnönü Hükümeti) Çalışma Bakanı idi, son koalisyonunda (1999-2002) Başbakan... 1999’daki azınlık hükümeti hariç, kurduğu ve yer aldığı beş hükümetin hepsi de bir tür koalisyon hükümetiydi. Belki de bu nedenle “uzlaşma kültürü” siyasete kazandırdığı en önemli kavram ve deyim oldu. Üç kez hapis yattı. 4 kez Başbakan oldu. Dünyada belki de 60 yaşından sonra, babadan kalma evini satıp (Üsküdar, Salacak’taki ev, satışı 1986) bir siyasi parti kuran ve bu partiyi ülkesinin 1’inci partisi yapan ve kendisi de 74 yaşın Tarihsel kişiliğinde bir satırbaşı da Kıbrıs’tır. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türk ordusunu, Misak-ı Milli sınırları dışında kalmış Türkler’i korumak amacıyla sınır dışına gönderme kararını veren hükümetin başkanı.

Ecevit’in yaşamında yasalar çok önemliydi. “Doğal yasalar gereği- toprak işleyenin, su kullananındır!” sözleriyle Türkiye’yi ayağa kaldırmış, adını dağa taşa yazdırmıştı. Hedef aldığı toplum için, dilediği düşlediği yasaları çıkaramadı. Doğal yasalar doğada kaldı. Ama yine de o yasalardan vazgeçmedi. Şiirlerinde bile geçmedi.
İşte onun “Yasa” şiiri:

     "(...)
     MADDE BİR
     dünyaya gelmelidir
     MADDE İKİ
     sevmeli sevilmeli
     dünyayı cennetin
     kendisi bilmelidir
     MADDE ÜÇ
     yaşama sevgisinin
     kökleri gönlünde
     insan oğlu günün birinde
     ölmelidir
     dönmelidir dudaklarına
     buruk bir elmanın tadı
     (DÖRDÜNCÜ MADDE OKUNAMADI)
          işbu yasayı
                kim yürütür bilinmez
                     bilinmeyen ellere
                            karşı gelinmez”

Bilenen eller, çok uzun yıllar önce dağa taşa “Umudumuz Ecevit!” diye adını yazdı. Ama nedense, kendisine 50 yılık siyasal yaşamı boyunca bir defalığına olsun yeterli çoğunluk ve tek başına iktidar olma şansı nasip olmadı. Yarım yamalak çoğunluklarla ülkenin yazgısına hükmetmeye çabaladı. Ona tanınan olanak buydu. Belki bu da bir tür ilahi / siyasi sırdı.

Bu sırrın esrarı ise “DÖRDÜNCÜ MADDE”de yazılıydı.

Ahmet TAN

Paylaş
  • Twitter
  • del.icio.us
  • Digg
  • Facebook
  • Technorati
  • Reddit
  • Yahoo Buzz
  • StumbleUpon

Hiç yorum yok...

Bilgi! Maalesef sadece kayıtlı ve giriş yapmış kullanıcılar yorum gönderebilir. Giriş yapın veya Kayıt olun.