Haberler


İçi Boş Demokrasi!
  • Yorumlar: 0
  • 06 Ağustos 2013 10:57
  • Haber kategori: Çayyolu
  • Ekleyen:
  • Ziyaretler: 1504
  • Son Güncelleme: -/-
  • (Güncel Beğeni 0.0/5 Yıldızlar) Toplam Oylar: 0

İçi Boş Demokrasi!

0 0

Ağzını açan demokrasi diye başlıyor lafa.

Şöyle demokrasi, böyle demokrasi diyor…

Yüzyıllık “burjuva demokrasisi”, insanlık tarihi boyunca özgürlüklerin ve temel hakların en ileri seviyeye ulaştığı rejim olarak gösteriliyor.

Demokrasilerde “halkın kendi kendisini yönettiği” teranesi, ısıtılıp ısıtılıp servis ediliyor.

Halkın kendisini yönetmesinin pratik yolu olarak gösterilen seçme ve seçilme hakkının fiilen ve gerçek manada kullanılıp kullanılmadığından, seçimlerin ne kadar adil yapıldığından, parlamentoların halkı ne kadar temsil ettiğinden neredeyse hiç söz edilmiyor.

Toplanma ve gösteri özgürlüğü,  gazla, copla yapılan müdahalelerle, ifade özgülüğü de uzun tutukluluklarla yok edilirken, bunların kağıt üzerinde yazılı olması, sadece otoritenin gösterdiği yerde ve zamanda yapılacak toplantı ve gösterilere izin verilmesi demokrasinin varlığı olarak sunuluyor.

Özünde “kapitalist sistemin üst yapı kurumu” olan burjuva demokrasisinin sınırları genişletildiğinde daha fazla özgürlüğe, daha fazla refaha ve huzura kavuşulacağı umudu pompalanıyor.

Burjuva demokrasisini övenler, yıllardır bunu körüklüyor.

Kardeşim, senin seyahat özgürlüğün, senin istediğin okula, istediğin hastaneye gitme özgürlüğün yok mu, istediğin yerde tatil yapma özgürlüğün yok mu, istediğin evi, arabayı alma özgürlüğün yok mu, diye sorup, e o zaman, daha ne olsun, bundan iyi düzen olur mu diyerek kendileri cevaplıyor.

Topluma, ilkokul sıralarından beri öğretilen “yurttaşlık bilgisi” ve “demokrasi anlayışı” bu olunca da akan sular duruyor.

Demokrasinin, kim için ne için olduğu pek irdelenmiyor, irdelenmesine izin verilmiyor.

*

Oysa gerçek anlamda bir özgürlükten söz edebilmek için, sadece demokrasilerde olduğu söylenen bu ve bunlar gibi özgürlüklerin, “fiilen kullanılabilir” olması, bir başka deyişle “içlerinin dolu” olması gerekiyor.

Mesela, her çocuğun istediği eğitimi alabilmesinin önünde engellerin bulunmaması, eğitimde fırsat eşitliğinin olması icap ediyor, ama gelin görün ki, kimileri milyonlar verip özel okullarda okurken, birileri devlet okulunun masraflarını karşılayamıyor.

Özel okulların müşteri kapma yarışı, bin bir reklamla almış başını gidiyor, devlet,  yarışa pist hazırlamaktan başka bir çözüm üretmiyor.

Yıllarca dershanecilik yapıp, kendilerini “çözüm yeri” olarak lanse edenler, şimdi hızla okullaşıyor ve bu defa da okulu çözüm yeri olarak gösteriyor.

Eğitim sistemindeki çatlak büyüyor, birileri bundan para kazanıyor.

Atı alan Üsküdar’ı geçiyor, yayalar, yaya kalmaya devam ediyor.

Sağlıkta herkesin istediği hastaneye gidebilme özgürlüğü olduğu görüntüsü yaratılsa da özel hastanelere ödenmesi gereken yüksek fark ücretleri nedeniyle büyük çoğunluk için bu özgürlük lafta kalıyor.

İsteyen herkesin beş yıldızlı olmasa da, yılda üç beş gün olsa da tatil yapabilmesi gerekiyor, fakat halkın büyük bölümü bırakın tatil yapmayı, tatile gidecek yol parasını bile denkleştiremiyor.

Kanayan yara işsizlik tavan yaptığından çalışma özgürlüğü havada kalıyor.

Ev ve araba alma özgürlüğü, kredi kullandırılarak var edilmeye çalışılırken, bankacıları kalkındırma aracına dönüşüyor.

Kısacası, var olduğu söylenen özgürlüklerin çoğu aslında kullanılamıyor.

Ünlü, “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler”  sloganıyla,  sözde girişimciliğin önünü açarken sınıf çatışmalarını en keskin boyuta taşıyan “kapitalizmin demokrasisi de, kendisine benziyor”.

Ekonomik ve sosyal ayakları bir türlü yere basmıyor, yürümüyor.

Böyle olunca da gerçek anlamda özgürlüklerden,  içi dolu bir demokrasiden söz edilmesi ne yazık ki, mümkün olmuyor.

Burjuva demokrasisi “riya” kokuyor!

*

Aslına bakılırsa bu, eşyanın tabiatıdır.

Demokrasi, egemen sınıfların demokrasisi olduğu sürece, bu durumun değişmesini beklemek olsa olsa ham hayalciliktir; bilime aykırıdır.

Gerçek, içi dolu ve fiilen kullanılabilen özgürlükler ve hakların var olduğu bir demokrasinin, diğer bir ifadeyle “halk demokrasisinin”, var olabilmesi, ancak ve ancak emekçilerin iktidarında mümkün olabilecektir.

Çıplak gerçek budur!

Mustafa T. Turhan
Paylaş
  • Twitter
  • del.icio.us
  • Digg
  • Facebook
  • Technorati
  • Reddit
  • Yahoo Buzz
  • StumbleUpon

Hiç yorum yok...

Bilgi! Maalesef sadece kayıtlı ve giriş yapmış kullanıcılar yorum gönderebilir. Giriş yapın veya Kayıt olun.