Haberler


BİLİM VE İSLAM
  • Yorumlar: 0
  • 23 Şubat 2013 00:00
  • Haber kategori: Çayyolu
  • Ekleyen:
  • Ziyaretler: 1656
  • Son Güncelleme: -/-
  • (Güncel Beğeni 0.0/5 Yıldızlar) Toplam Oylar: 0

BİLİM VE İSLAM

0 0

İslam ülkeleri 13 cü yüzyıl sonlarına kadar yetiştirdikleri çok sayıda bilim insanı ve teknik yetenekleri ile batılılarla yarışabiliyorken bu tarihten sonra bilimi ihmal etmiş, halklarının çoğunluğu “Allah bilir, Allahın dediği olur” mantığının esiri olmuş, Kuranı Kerim’deki “Oku !” emrini adeta unutmuş, bilim ve teknolojide dev adımlarla ilerleyen ülkelere sadece bakmış, onların teknolojileri ile ürünlerini satın almaktan daha ileriye gidememişlerdir. Bu ülkeler inanç ile aklı birbirinden kesin çizgilerle ayıramamış, politikacılar dini inançlarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktan vazgeçmemişlerdir.

Ülkemiz, Osmanlı dönemindeki, öğretimden kazancın daha erdemli, daha akıllı ve daha düşünceli olmak olduğunun kavranmamasının etkisini Cumhuriyetin ilanı ile ortadan kaldırmaya çalışmışsa da, 9 Eylül 1922 de başlatılan bu süreç, kültür emperyalizmi, halkın okuma alışkanlığını bir türlü yeterli düzeye çıkaramaması ve de televizyon ile internet yüzünden, ne acıdır ki sürekliliğini sağlayamamıştır. Okumanın öğrenmek, öğrenmenin tartışmak, tartışan insanın ise sorgulayan insan olduğu gerçeğinin kıymetini anlamakta güçlük çeken ülke insanımızın bu durumu politikacıların da işine gelmiştir. Bugün, laik Türkiye Cumhuriyetinde 90 bin camiye karşılık 67 bin okulun bulunması ve okul yerine cami yapma yarışının hızla devam etmesi, yukarıda belirtilen gerçeğin ve bilimsel eğitime verilen önemin zayıflığının en açık göstergesidir.

Bilim ve İslam aslında kesinlikle birbiri ile çatışma halinde değildir. Bu böyle olsa idi 13 cü yüzyıl sonlarına kadar İslam dünyasındaki bilimsel düzeyin ifade edilen yüksekli ği söz konusu olamazdı. Yüce Allahın kullarını bilimsel ve teknolojik araştırmalara yönelten “Oku !” emri ile Hazreti Muhammed’in “İlim Çin’de bile olsa gidip alınız” hadisi yukarıda değinilen tezleri kuvvetle destekleyen verilerdir. Nitekim bilimin önemini yeni kavrayan başta Suudi Arabistan ve Katar olmak üzere birçok Arap ülkesi araştırma ve geliştirmeye bütçeden ayırdıkları paylarını 20 hatta bazen 50 katına çıkarma yoluna gitmişlerdir. Bilimsel yatırımlardaki bu artışlar bilimsel makale sayısında büyük artışlara sebep olmuş, örneğin İran’da 2000-2010 yılları arasında bilimsel makale sayısı 1300 den 15 bine çıkmıştır. Buna rağmen araştırma ve geliştirmeye yapılan harcamalar yeterli değildir. Şöyle ki, İslam ülkelerinde araştırma ve geliştirmeye ayrılan pay milli gelirlerinin % 0.81 kadarı iken, bu oran Türkiye’de % 0.88, İsrail’de ise % 4.41 dir. Daha çarpıcı bir örneğe ne dersiniz? Sadece Harvard Üniversitesinin yıllık toplam bilimsel makale sayısı 17 Müslüman Arap ülkesinin toplamından daha fazla. Neticede Yahudi toplumunun Nobel ödüllü bilim insanı sayısı 80 ne varırken, çalışmalarının tamamına yakınını batıda yürüten sadece 2 İslam kökenli bilim insanı Nobel ödülü alabilmiş.

Bilim, algılanan bilinmeyenlerin gerçeğine. Doğrusuna ulaşma süreci ve yöntemidir. Bugünkü bilgi ve teknoloji çağında bilgiye ulaşmak düne göre kıyaslanmayacak derecede kolay iken dünya bilim arenasında ne yazık ki hala çok gerilerdeyiz. Ecdadımızın kanları ile yoğurup bize bıraktıkları bu cennet vatanımızda rengini şehitlerimizin kanlarından alan şanlı bayraklarımızın dalgalandığı bilim yuvaları üniversitelerimizin birincil yönetim kadrolarına tamamen siyasi tercihlerle değil, liyakat esasına göre atamalar yapıldığı zaman yukarıda ifadesini bulan bilimsel düzeye daha çabuk ulaşacağız.

Kuran bilimsel bir kitap değildir, ama bilimin önemini vurgulayan bir kitaptır. Kuran insanlara hayatlarını doğru olarak nasıl yaşamaları gerektiğini, nasıl iyi insan olunabileceğini ve vecibelerinin neler olduğunu gösteren bir kılavuzdur. Bunun içindir ki Yüce Yaratanın Kurandaki "Oku" emri paralelinde okur yazar oranımızı % 90 lara ulaştırıp dini dogmalardan kurtulduğumuzda, özgür düşünceye ve bağımsız hukuk sistemine ulaştığımızda, ezbere dayalı eğitim sisteminin yerini eleştirel eğitim sistemi aldığında, İslam dininin birleştiriciliğinde biat eden toplumun yerini araştıran ve sorgulayan toplum aldığında,dost görünen iç ve dış odakların anlamamaktan gelinen gerçek niyetlerini anlayıp kendi işimizi ve üretimimizi kendimiz yapıp ulusal ve uluslar arası politikalarımızı kötü niyetli yabancı ülkelerin etkisinden kurtardığımızda arzulanan bilimsel düzeye daha çabuk kavuşacağız. Buna çok ama çok ihtiyacımız vardır, çünkü:

Bilim dinin, insanlara güzelliği, dürüstlüğü, eşitliği ve kardeşliği öğreten en güçlü araç olduğunu en açık şekilde öğreten vasıtadır.

Bilim, daha ilkokul çağındaki kız çocukları için evlenebilir fetvası veren zihniyetteki insanları eğitebilecek tek araçtır.

Bilim, kadın ve gavurdan şahit olmaz diyen ve karanlığı çağrıştıran sözde dincileri aydınlığı ile boğabilecek tek araçtır.

Bilim, Milli eğitim Bakanlığının, ilk ve orta öğretim öğrencilerinin çağ dışı kıyafetlere büründürmeyi amaçlayan serbest kıyafetleri ile daha iyi alabilecekleri tartışmalarının aksine geleceğimiz çocuklarımızın daha verimli eğitime nasıl kavuşturulabileceğini gösterebilen tek araçtır.

Bilim, ümmet olmanın değil ulus olabilmenin, cemaat tarikatlarının müridi değil uygarlık tarikatının müridi olabilmenin aydınlığını getirebilen tek araçtır.

Bilim, kul ve köle değil düşünen ve sorgulayan birey olmanın yolunu, akıl ve doğruları aramaktan sapmanın ülkenin karanlıklar içinde yok olması ile eşdeğer olduğunu gösteren, bu akıbeti hep uzakta tutan tek araçtır.

Bilim, kadını örten, kadını kendi vücudundan utandırır hale sokan, sıkı sıkıya başını bağlayan ve etekleri yeri süpürürcesine giydirip onu erkeğinin arkasında ikinci sınıfa iten zihniyeti ortadan kaldırabilecek tek araçtır.

Bilim. oy veren ama göremeyen, oy veren ama düşünmeyen, oy veren ama konuşmayan ve sormayan toplumları düşünen, öğrenen ve soran modern toplumlar haline sokabilecek tek araçtır.

Bilim, hak yemeyen, soymayan, rant peşinde koşmayan bir kese bulgura oyunu satmayan, kendi hakkına razı olurken fakir ve haksızlığa uğrayanlara kol kanat olan, insanlığın geleceğini n daha aydınlık ve müreffeh olması için didinebilen, ülkesin ve ulusunun dürüst ve güçlü olması için durmadan yorulmadan çalışan insanların yetişmesini sağlayan tek araçtır.

Bilim, üst basmaklara çıkıştır, oradan görebilen en iyi ve en aydınlık bakıştır.

Kaynaklar:
1.Varlık yayınları, Kültür ve eğitim sorunları, Adnan Binyazar

Kaynak: www.cayyoluhaberbulteni.com
Haber detayı: www.cayyoluhaberbulteni.com/CayyoluHaberDetaylari.asp?ID=5746

Paylaş
  • Twitter
  • del.icio.us
  • Digg
  • Facebook
  • Technorati
  • Reddit
  • Yahoo Buzz
  • StumbleUpon

Hiç yorum yok...

Bilgi! Maalesef sadece kayıtlı ve giriş yapmış kullanıcılar yorum gönderebilir. Giriş yapın veya Kayıt olun.